Sezon başladığında çok yetenekli çok iyi oyuncular, yıldız futbolcu arkadaşlarımız Galatasaray'dan ayrılmış ve Avrupa'ya gitmişlerdi. Onların hepsi ile gurur duyuyorum. Oynasalar da oynamasalar da hepsi birer futbol yıldızı.. Türk insanını, Türk halkını Türk futbolcusunu çok iyi temsil ediyorlar.
Sezona ciddi anlamda kan kaybetmiş, tecrübeli yıldız oyuncularından mahrum bir Galatasaray'a kimse şans tanımıyordu. Ligde ilk üçe zor gireceğimiz, şampiyonlar liginde ise ön elemeyi bile geçemeyeceğimiz şeklinde yazılıp çiziliyor, yorumlar yapılıyordu.

BİZİ HAZIRLIK KAMPINA GÖRE DEĞERLENDİRDİLER AMA BİLMEDİKLERİ ÇOK ŞEY VARDI
Hazırlık kampı başladı. Tabi bunun bir hazırlık olduğunu kimse düşünmüyordu ya da o gözle bakmak istemiyorlardı. Hazırlık maçlarında alınan sonuçlara göre acımasız eliştiriler yapıldı. Oysa hazırlık maçlarında istenilen uyum, futbol ve güç ortaya konulamıyor sahaya yansıtılamıyordu. Bu da son derece normaldi aslında. Kampın asıl amacıda eksiklikleri gidermek oyun yapısını oluşturmak futbolcular arasındaki uyumu sağlamaktı. Bazı skor yazarları bütün bunları göz ardı ederek çoğunluğu ilk defa bir araya gelmiş futbolculardan kurulu bir takımdan illa da galibiyet bekliyorlardı. Skora göre ağır eleştiriler başladı.

ESKİ VE TECRÜBELİ FUTBOLCULAR OLARAK DAHA DA HIRSLANDIK.
Bütün bu ağır önyargılı ve futbol bilgisinden yoksun eleştiriler özelikle eski ve tecrübeli futbolcular olarak bizi Arif, Suat, Ergun, Hasan, Hakan Ünsal (Kamp dönemi) ve beni daha da hırslandırdı.. O zaman "Bu eleştirilere şampiyon olup cevap vereceğiz" diye yemin ettik.. Bazılarının düşüncelerini ve kalemlerini değiştirme noktasında iyice hırslandık.
İşin üstesinden geleceğimizi biliyorduk. Her zamanki gibi yeni gelen arkadaşlarımıza kucak açtık. Onların uyum devrelerini çabuklaştırmak için elimizden geleni yaptık. Onlar Galatasaray'ın menfaatleri için transfer edilmişlerdi. Bunun için bu formayı giymişlerdi. Onları bu takımın hedefleri ve büyüklüğü konusunda sürekli motive etmek durumundaydık.
 
ŞAMPİYONLAR LİGİ HEYECANI BAŞLADI
Hazırlık kampı bittikten sonra şampiyonlar ligi ön eleme maçları başladı önce Arnavutluk takımı Villaznia ile eşleştik. İki maçta zor geçti. Çünkü henüz hazır değildik. Hazırlanmak için 20-25 güne daha ihtiyacımız vardı. Buna rağmen Villaznia'yı eledik. sonra gerçekten çok güçlü bir takım olan Bulgaristan'ın Levski Sofya takımı ile eşleştik. İlk maçı 2-1 kazandık. Galibiyet elbette avantajdı. Ama kendi sahamızda yediğimiz bir gol ikinci maç için dezavantajdı. Takım olarak bu turu da geçeceğimizi biliyorduk ama yine de dikkatli olmalıydık. Şampiyonlar ligi grubuna kalmak için kendi aramızda yemin ettik. Takım olarak kendimizi buna inandırdık. Galatasaray'ın dünya markası olduğunu rakiplerimizin bizden korktuğunu biliyorduk. İkinci maçta Bulgaristan'da Serkan'ın attığı golle 1-0 öne geçtik. Rahatlamıştık. Ancak yediğimiz golle skor 1-1 olunca maçın sonlarına doğru sıkıntı yaşadık. Ama Allah'a şükür bunun da üstesinden geldik. Turu geçtik..

LİGE İSTEDİĞİMİZ GİBİ BAŞLAYAMADIK
Lige tam hazır değildik. İlk maçlarımızda istenilen sonuçları alamadık. buna rağmen inancımızdan bir şey kaybetmedik. zaman içinde yine en güçlü takımın biz olacağımızı liderliği elimize geçireceğimizi ve bunu sonuna kadar koruyacağımızı biliyorduk. Şampiyonlar ligi ve Türkiye ligini birlikte oynuyorduk. Bu tempoya eski yani tecrübeli futbolcular olarak bizler alışıktık ama yeni gelenlerle hem oyun sistemi olarak hem de kendi aramızda zaman zaman uyum sorunu çekiyorduk. Ancak günler haftalar geçtikçe takım içindeki uyum istenilen düzeye gelmeye başlıyordu. Bu da hepimizi mutlu ediyor motivasyonumuza motivasyon katıyordu. Takımın gücü ortaya çıkmaya başlıyordu.

LUCESCU'NUN BAŞARISI DÜNYAYA ÖRNEK OLMALI
Bu arada hem transferler noktasında hem teknik heyet ve yönetim kademelerinden bizim dışımızda bir takım olaylar gelişiyordu. Bütün bunlara kulak tıkıyor kendi aramızda bu konuları hiç konuşmuyor ve tartışmıyorduk. Buna izin vermiyorduk. Bunlarla ilgilenmenin ya da konuşmanın konsantrasyonumuzu bozacağını biliyorduk. Tecrübeli futbolcular olarak bizler bütün takımı sürekli oynayacağımız maçlara motive etmeye çalışıyorduk. Çünkü bizim dışımızdaki olaylar öyle ya da böyle çözülecekti. Ama kalıcı olan maçlardaki başarı ve bunun sonuca yansımasıydı. Ancak Hocamız Lucescu'ya yapılan eleştiriler ve onun üzerine acımasızca gidilmesi, hocamızı üzüyor bu da bizi dolaylı olarak etkiliyordu. Ama biz kendisinin ne kadar kaliteli bir hoca, ne kadar mükemmel bir insan olduğunu biliyorduk. O da bunu dosta düşmana ispatladı. Dünyanın neresine giderseniz gidin 8-10 yıldızını kaybetmiş bir takımın gelecek sezonda çok gerilerde kaldığını başarısız olduğunu görürsünüz. Lucescu'nun bu başarısı dünya futboluna örnek teşkil edecek bir başarıdır.

KORKAKLIK DEĞİL, AKIL, SİSTEM VE STRATEJİ..
Biz liderliği ele geçirmiş şampiyonlar liginde ise yolumuza devam ediyorduk ama buna rağmen sürekli eleştiriliyorduk. Eleştirilerin odağında korkak futbol oynadığımız geliyordu. Tabi ki 8-10 yıldızını kaybetmiş bir takım nasıl eski performansını ortaya koyabilirdi. Nasıl pres yapan, agrasif oynayan, hücuma hızlı çıkan ve sürekli gol arayan sistemin, oyun yapısının bütün taşları yerinden oynamıştı. Yeni futbolcuların uyum sorunu yaşadığı bir ortamda eski sistemle oynamak mümkün değildi. Yeni kadroya göre bir sistem oluşturmak, akıl ve stratejiyi ön planda tutmak gerekiyordu. Hocamız Lucescu bunu başarı ile yaptı ve eskiler de yenilerde yeni sisteme uyum noktasında zorlanmadı. Kimseye gücünün üzerinde yük yüklemedi. İddia ediyorum dünyada 8-10 yıldız futbolcusunu kaybetmiş hiç bir takım bizim elde ettiğimiz başarıyı elde edemezdi.

BAZI KESİMLER MENFAATLERİ İCABI GALATASARAY'IN BAŞARISINI İSTEMEDİLER
Türkiye'de bazı kesimler maalesef Galatasaray kulübünün ve futbolcularının başarısını hiç bir zaman istemediler. Galatasaray'ın başarısı kendi menfaatlerine ters düşüyordu.
* Ama sonuç ne olursa olsun, taraftarda futbolseverlerde, özellikle bazı Galatasaray yazarları da haklı olarak Galatasaray'ın karakteristik futbolunu sahada görmek istiyordu. Skordan ziyade takımın "Aslan" karakteriydi aranan. eleştirilerde bu yöndeydi çoğunlukla.
- Herkes onu istiyor ama deminde söylediğim gibi 10 oyuncusu gitmiş bir takımın eski futbol yapısını sahaya yansıtması imkansızdır. Bir uyum devresi gerekir.Hiç bir takım yeni oluşmuş bir takımla Galatasaray'ın agresif ve prese dayalı futbol sistemini gerçekleştiremez.
* Ligin bitimine üç hafta kala Ali Sami Yen 'deki Ankaragücü maçında Galatasaray o özlenen, beklenen futbolu ile eski günlerdeki gibiydi. Agresif oynadı, pres yaptı sürekli gol aradı. Skor 1-0 dı belki ama futbol sarı-kırmızılı renklere gönül verenleri memnun etmişti. Bu nasıl oldu?
-Evet sondan 3. maçımızdı aynı ekip 50 civarı maç oynamıştı. 50 maçta bir arada olan bir takım için bundan sonra bazı düşünceleri sahaya yansıtmak çok daha kolay olacaktı. Ligin sonuna doğru mükemmel bir uyum sağlamıştık. Takımda kim oynarsa oynasın tıpkı eski dönemde olduğu gibi süper oynuyordu. sistem oturmuştu. Ankaragücü maçında ise farklı bir motivasyon ve hırs vardı hepimizde. çünkü geçen seneden kalan bir hesabımızda vardı. Bunun için çok daha hırslıydık bir an önce gole gitmeyi düşünüyorduk. Taraftarımızda bu coşku içindeydi.. Ancak özellikle deplasmanlarda daha garanti daha risksiz oynamak zorundaydık. Yapılacak bir hata yenilecek bir gol şampiyonluk umudumuzu bitirebilirdi.

BİZ HATA YAPMADIKÇA, BİZ KAZANDIKÇA BAZILARININ SİNİRLERİ İYİCE GERİLDİ
Başarımızı çekemeyenler hala bizim hata yapacağımız beklentisi içindeydi. Biz hata yapmadıkça, biz kazandıkça bazılarının sinirleri iyice gerilmeye başladı. Galatasaray takımı isterse her maçında Ankaragücü maçındaki gibi bir futbol karakterine ulaşmıştı. Ama ilk devredeki uyum sorunu sebebiyle daha temkinli olmalıydık.. İlk devrede beklenen performansı gösteremememize rağmen devreyi lider bitirdik diyebilirim çünkü Beşiktaş'la aynı puandaydık ama bizim bir maçımız eksikti.

ANTALYA KAMPINDA BÜYÜK YOL KAT ETTİK
Antalya'daki devre arası kampı çok verimli, çok güzel geçti.Bu arada yine bizim dışımızda yine bir takım olaylar yaşanıyordu. Futbolcu arkadaşlarımızın Avrupa'ya transferleri, teknik heyet ile yönetim arasındaki bazı gelişmeler... Ancak biz bütün bunların yine geçici olacağını, kalıcı olanın başarıya endeksli olduğunun bilincinde işimize baktık.Kamp döneminde de bu konuları konuşmadık. Hem kendi aramızda konuşmadık hem de dışarıda konuşmadık.. Konuşulan konu Şampiyonlar ligi ve Türkiye şampiyonluğuydu..
* Hazır devre arası kampı konuşurken, şampiyonluk serüvenine ara vermişken şunu sormak istiyorum. Galatasaray hiç bir dönemde olmadığı kadar yabancı futbolcu trafiği yaşadı. Bundan 10 sene önce bile Galatasaray forması giyen bir yabancı futbolcu hala hafızalarda kalırken, son dönemde adını Galatasaray'a gelmiş yabancı futbolcular listesine yazdıran ama isimlerini şimdiden unuttuğumuz yabancı futbolcular gelip gitti. Bu kargaşanın, kaosun sebebi neydi?
- Galatasaray takımı her zaman iddialı bir takımdır. hep büyük hedefler çizmiştir. Son yıllarda yükselen başarı grafiğini devam ettirmek içinde bu sene şampiyonlar ligi ve Türkiye şampiyonluğu hedefi ile yola çıkmıştır. ancak 10 yıldızını kaybetmesi ile bu arkadaşlarımızın yerlerinin doldurulması noktasında zaman kaybetmeme düşüncesi ile transferler yapılmıştır.. Sebebi budur..
* Ama yapılan transferler Galatasaray adına yakışan isim futbolcular değildi.. Adını hiç duymadığımız sıradan diyebileceğimiz futbolcular geldi gitti. Galatasaray yönetiminin bu konuda daha seçici olması gerekmez miydi?

KARAKTERLİ FUTBOLCU, İSİM FUTBOLCUDAN ÇOK DAHA FAYDALIDIR.

Avrupa ve dünya futbolunda her isim olan futbolcunun çok iyi oynayacağı diye bir garanti yok. maalesef bir çok takım bir çok isim futbolcuyu almasına rağmen başarıya ulaşamadı. İsimden önce futbolcunun karakter yapısı önde gelmeli. Elbette hem isim hem de karakter olursa mükemmel olur. Mesala Taffarel, Hagi, Popescu gibi karakteri ve futbolculukları mükemmel isimler Galatasaray ile birlikte Türk Futbol tarihine geçtiler. Bu sezon Victoria, Fleurquin, Perez hatta Mondragon belki birer futbol yıldızı değillerdi ama karakter yapıları ile yıldızlaştılar. Bu bakımdan şanslıydık. Karakterleri ve hırsları ile Galatasaray'a çabuk uyum sağladılar.. Hem kendileri yıldız oldular hem Galatasaray kazandı.
* Devreyi bitirdik peki ikinci yarıya geçelim
-Evet hem lige hem de şampiyonlar ligine iyi bir başlangıç yaptık. İlk devre Fenerbahçe'yi 2-0 yendiğimiz maçta sakatlanmış ve ameliyat olmuştum. Dolayısı ile İstanbul'daki PSV maçında oynayamadım. ama arkadaşlarım mükemmel bir performans gösterdiler. Kelimenin tam anlamı ile "Aslan" gibi oynadılar. Ali Sami Yen cehenneminde büyük taraftarımızın da desteği ile PSV yi 2-0 mağlup ettik.

BİZİ ELEŞTİRENLERİN AĞZI AÇIK KALDI

PSV maçındaki futbolumuz ve aldığımız galibiyet bizim için normaldi. Çünkü inanıyorduk. sadece bu maç için değil hem şampiyonlar ligi hem de Türkiye şampiyonluğu için her an motivasyonumuzu güçlendiriyorduk. İnanıyorduk. Ama bizi eleştirenlerin başarısız olmamızı bekleyenlerin ağızları açık kalmıştı. "Bu takım bunu nasıl başarır" diye hayretler içinde kaldılar. Çünkü bu insanlar Galatasaray'ı ve Galatasaraylılığı tanımıyorlardı. "Bunlar bu başarıyı nasıl elde etiler " diye birbirlerine soruyorlardı.
* Avrupa maçlarındaki başarılı karşılaşmalarınızdan sonraki lig maçlarında zorlanmanızı neye bağlıyorsun
- İki günde, üç günde bir maç oynuyorduk. Tecrübeli futbolcular olarak bu tempoyu daha öncede yaşamıştık. Ama yeni gelen arkadaşlar çok büyük maçlardan ve zaferlerden sonra, bütün dünyanın gözü önünde oynadıkları şampiyonlar ligi maçlarından sonra beyin olarak lige dönmekte zorlandılar. Konsantrasyon eksikliği oldu. Bu da takımın gerçek oyununu etkiledi. Bunu da gayet normal karşılamak gerekir. Çünkü Dünyada şampiyonlar liginde başarılı olmuş marka takımlara baktığınız zaman onların da takip eden lig maçlarında istedikleri sonuçları alamadıklarını görürsünüz. Kaldı ki onların kadroları daha oturmuş bizden çok daha zengin.. Yani bu her takımda yaşanması muhtemel bir olay.
* Fatih hoca döneminde hem oturmuş bir kadro vardı hem de Fatih Hoca'nın karakteristik yapısından ve Türk Hoca olmasından kaynaklanan motivasyon avantajı vardı. Bu sezon motivasyon noktasında bir boşluk yaşandığı gerçek. Bu boşlukta herhalde en büyük yük sana düştü. Soyunma odanızdan ve çıkış tünelinde ekranlara yansıyan motive edici hırslandırıcı konuşmaların sık sık dışarıdan da duyuldu..

FATİH HOCA DÖNEMİNDE TAKIMI MOTİVE ETMEYE GEREK YOKTU

Fatih Hoca'nın Galatasaray'ın içinden gelmiş olması, takımı ve futbolcuları teker teker motive gücü tartışılmaz. Bunun yanında o dönemki kadro oturmuş, birbirini tanıyan hedefi açık ve o hedefteki gücü ortada bir takımdı. Sürekli bir motivasyona gerek yoktu. Herkes ne yapacağını çok iyi biliyordu. Bu sezon farklıydı. Lucescu hocamızla aramızda dil probleminin yanında yepyeni futbolcularla oluşan bir takım vardı. Dolayısı ile motivasyon noktasında eski futbolculara yani Ergun, Hasan Şaş, Suat, Arif başlangıçta Hakan Ünsal olsun bize çok iş düştü. Sürekli takımı hazır tutmak, ligde ve şampiyonlar liginde iddialı olduğumuzu yeni arkadaşların beyinlerine işlemek durumundaydık. Sağ olsun hocamız da bu noktada bize çok büyük destek verdi. Hep birlikte motivasyon açığını kapatmaya çalıştık. Bunu da başardığımıza inanıyorum.
* O halde başarınızdaki en büyük pay öncelikle eski futbolcuların diyebilir miyiz..
- Asla.. Bu başarıda masörümüzden, çaycımıza.. Mondragon'dan Arif'e. Yönetimden teknik heyete. oynayandan oynamayana ve tribündeki taraftarımızdan dünyanın her tarafından yürekleri bizimle olan Galatasaraylılara kadar herkesin eşit rolü ve payı var. Başarı ortaktır. Takım içindeki motivasyonu sağlamak görevimizdi. Eğer şampiyon olamasaydık görevimizi eksik yapmış olacaktık. Biz bize düşen görevi yerine getirdik
* Gelelim Şampiyonlar ligi Grubuna.
- (Gülerek) Haah hah haa .. Evet.. Kuralar çekildi. Barcelona, Roma ve Liverpoll ile eşleştik. bu en güçlü gruptu.. Arkadaşlarla kura çekimi biter bitmez konuşuyorduk. Arif "Kaptan bize de bu grup yakışır, biz bu gruptan çıkacağız. Bu gruptan çıktığımızda herkes Galatasaray'ın gücünü bir kez daha görmüş olacak" dedi.Gerçekten de öyle oldu. Mükemmel maçlar çıkarttık. Çeyrek final kapısından döndük.

BAZILARINA GÖRE BU GRUPTAN PUAN BİLE ALMAMAMIZ LAZIMDI.

Şampiyonlar ligindeki grubumuz belli olduktan sonra bazıları bu grupta puan bile alamayacağımızı iddia ettiler. Bazılarına göre buraya kadar bile gelmememiz gerekirdi. Ama tüm Türkiye kimin kaç puan aldığını gördü. Şampiyonlar ligine katılan takımlar arasında bazılarının beklentileri anlamında uçurum oldu.

DÜŞÜNCELERİ VE KALEMLERİ DEĞİŞTİRDİK.
Ligde ve özellikle şampiyonlar ligindeki başarımız bizi eleştirenlerin düşüncelerini, yazılarını ve kalemlerini değiştirdi. Bu da bizim için önemliydi. Ön yargılarını yıkmış, Galatasaray'a güvenmeleri gerektiklerini kendilerine yazdırmıştık.
* Bütün bu başarılardan sonra Galatasaray taraftarında başarıya bir doymuşluk görünüyor. Bu gelecek dönemde Galatasaray'ın işini daha da zorlaştırır mı? Bu noktadan sonra çıta nereye kadar yükselebilir?
- Taraftarımızın beklentisini biliyoruz.. Son altı yılda yaşanılmış 5 şampiyonluk, şampiyonlar ligi başarılara ve UEFA kupası şampiyonluğu.. Dolayısı ile beklenti çıtası yüksek. Bundan sonraki hedef elbette şampiyonlar ligi şampiyonluğu.. Taraftarımızın futbol olarak bizden beklentisini de biliyoruz. Belki hep aynı noktaya geliyoruz ama taraftarımız agresif, yırtıcı, pres yapan, rakibi boğan ve hücum oynayan bir takım istiyor. Ankaragücü maçındaki gibi her maça çıksaydık şampiyonluğu riske ederdik. Savruk ama saldırgan bir boksör gibi dövüşüp kontra bir yumruk yemek yerine, taktik, teknik ve stratejiyi ön plana alarak savaştık. Belki az yumruk attık ama yerinde vurduk. Şampiyon olduk. Ama gelecek sezon beklenen Galatasaray'ı sahada göreceksiniz. Gelecek sezon her şey çok daha kolay, her şey çok daha güzel olacak.

TARAFTARIMIZI ÜÇ YILDIZLA SEVİNDİRDİK.
Sonuçta belki futbol olarak taraftarımıza bekledikleri oyunu seyrettiremedik, istedikleri Galatasaray olamadık ama şampiyon olup 3. yıldızı göğsümüze takarak taraftarımıza büyük bir coşku yaşattık. Bize inananlar sonuçta güldüler ve taraftarımızla birlikte şampiyonluk sevinci ile birlikte 3. yıldızında gururunu yaşadık

YİNE TARİH YAZDIK!
Taraftarımızın "Gerçekleri tarih yazar, tarihi de Galatasaray" diye bir tezahüratı var. Bu şampiyonluğumuzla bir kez daha tarihe geçtik. Hem 3. yıldızı taktık hem de ilk defa uygulanan Türkiye Süper Ligi'nin ilk şampiyonu olduk.

ÖNÜMÜZDEKİ SEZON BİZİ KİMSE TUTAMAZ
Son haftalarda oynadığımız futbola bakıldığında artık uyum sorunu olmayan, takım oyunu oynayabilen, Galatasaray'ın karakteristik futbolunu ortaya koyan bir kapasiteye eriştiğimiz ortada. Şimdi çok daha iyi mücadele eden, birbiri ile uyumlu bir Galatasaray var, Yönetimimizin takviyeleri ile önümüzdeki sezon çok çok daha iyi bir Galatasaray'ı şimdiden müjdeliyorum. Seneye de şampiyon olacağız hem de açık ara..
* Tekrar maçlara dönelim istersen. Şampiyonluk serüveninde dönüm maçınız hangisiydi?

GÖZTEPE'YE YENİLMEMİZ BİZİ ŞAMPİYON YAPTI.
- 2-0 mağlup olduğumuz Göztepe maçı bizim dönüm maçımız oldu. Bütün arkadaşlar inanılmaz derecede üzüldük. İki gün kendime gelemedim. Bu üzüntü bizi birbirimize bağladı. Herkes birbirini teselli ederken, arkadaşlık inanmışlık bağları en üst düzeye çıktı. Herkes birbirinin üzüldüğüne çok üzüldü. Bu üst düzey bir motivasyon sağladı. Bu mağlubiyetle iyice kenetlendik. "Türkiye şampiyonu olacağız. Bundan sonra kaybetmek yok" diye yemin ettik. Fenerbahçe maçında 4 kırmızı kart ve 7 kişiyle 1-0 yenilmemizden sonra Gençlerbirliği maçında o kadar eksik ve sakata rağmen arkadaşlarımız süper oynadılar. Mükemmel bir mücadele ederek Ali Sami Yen'de taraftarımızın da desteği ile Gençleri yendik. ondan sonra Beşiktaş derbisini iyi futbol ve taraftar desteği ile kazandık. Takımın uyumu üst düzeye yaklaşmış hepimizde bir güven oluşmuştu..
* Artık şampiyon olduk dediğiniz kilit maç hangisiydi?
- Diyarbakır deplasmanı ile başlayan deplasman serisindeki bütün maçlar kilit maçıydı. Diyarbakır, İstanbulspor, Trabzonspor ve Samsunspor maçlarının hepsi birbirinden önemliydi. Diyarbakır'da çok kötü bir sahada berabere kaldık sonra Trabzon'u güzel bir zeminde 2-0 mağlup ettik. İstanbulspor'u yendik ve Samsun maçının kader anında 85 dakikada Radu'nun attığı kritik golle yolu yarıladık. Ankaragücü maçına başka bir motivasyon başka bir futbol anlayışı ile çıktık geçen senenin hesabını aldık. Sonra Kocaeli maçı. Bu maçta dört sarı karttan cezalı olduğum için oynayamadım. Arkadaşlar mükemmel bir performans sergilediler ve Kocaelispor'u yenerek ligin bitimine bir hafta kala şampiyonluğumuzu ilan ettik üçüncü yıldızı göğsümüze takmanın mutluluğunu ve gururunu taraftarlarımızla yaşadık. Yozgat ile sahamızda oynadığımız son maç için tam bir rüya maçıydı. Bu maçta Arif'i gol kralı yapmak için büyük çaba sarfettik. Ben sakatlandım oyundan çıktım ama arkadaşlarım büyük bir gayretle maçı 5-0 kazanırken, Arif de attığı iki golle süper ligin ilk gol kralı olarak (İlhan Mansız ile birlikte) tarihe geçti. Maç sonrası kupa töreni ve muhteşem taraftarımızla bütünleşmemiz gerçekten muhteşemdi. İnanılmaz bir atmosfer vardı. Muhteşem şampiyonluğunumuzu 3. yıldızımızı taraftarımızla Galatasaray adına yakışır bir şekilde bizi acımasızca eleştirenleri kıskandıracak kadar güzel bir şekilde kutladık

*Son sözlerin
- Söyleyeceğim şu; sezon başında önyargı ile bizi eleştirenler, Galatasaray konusunda konuşurken fikir yürütürken daha dikkatli olsunlar.
* Galatasaray'ın bundan sonraki hedefi nedir?
- Galatasaray'ın hedefi her zaman büyüktür. Galatasaray kendisi ile yarışır. Türkfutbolu adına çıtayı hep daha yükseğe çıkartmak için motive olur. Seneye şampiyonlar ligi şampiyonluğuna oynayacağını en son hedefine de ulaşmak için gayret göstereceğini bunda da başarılı olacağını şimdiden müjdeleyebilirim.
* Bu kadroda sen olacak mısın?
- İnşallah Galatasaray kadrosunda şampiyonlar ligi şampiyonluğunu da yaşarım.
* Peki Avrupa?
- Avrupa'yı her zaman istiyorum. Hep istedim ama Galatasaray'ın hedefleri ve bu hedeflerde bana olan ihtiyacı beni frenledi. Ama Avrupa'da Galatasaray gibi hedefi olan bir takımda oynamak kariyerimde olsun istiyorum. Galatasaray takım olarak Avrupa'da kendimizi ispat ettik. Artık Avrupa bizden çekiniyor, korkuyor. Galatasaray'ın başarısı futbolcu arkadaşlarımı Avrupa'nın ünlü kulüplerine taşıdı. Bana da gelen tekliflerin sebebi Galatasaray'ın Avrupa markası olmasıdır. Ben de Bülent Korkmaz olarak, kişisel olarak adımı Avrupa futboluna yazdırmak, ülkemi temsil etmek, Türkfutbol taraftarlarını Fenerbahçelisini, Beşiktaşlısını ve tüm futbolseverleri gururlandırmak istiyorum. Ayrıca Avrupa'daki sistem, kulüp yapıları, genel mantalite ve işleyiş anlamında kendimizi geliştirmek, gelecekteki hedeflerime farklı tecrübeler ve bilgi birikimleri eklemek istiyorum.
* Galatasaray mı Avrupa mı? Ayrıca kaç sene daha "Futbol oynarım" diyorsun.
- (Gülerek) Türkiye şartları neyi getirir bilemem. Her an her şey değişebilir. 3-4 senedir bana "Futbolu bıraksın" diyenler şimdi "Bırakmasın daha 3-4 sene oynar" diyorlar. Ben de bunu anlamış değilim. Yani gücüm kuvvetim yettikçe 3-4 sene daha oynarım diyorum. Ama tabi fırsat verilirse. Bu Türkiye'de yani Galatasaray da mı olur, Avrupa da mı olur zaman gösterecek. Hangisi hakkımda hayırlısı ise o olsun.. Ama Avrupa'yı istiyorum.
* Avrupa'da hangi ülke
- Hollanda, Almanya ve İngiltere'den ciddi teklifler var. Ben kesinlikle İngiltere'de oynamak istiyorum. Çünkü ada futbolu benim futbol karakterime çok uygun. Ayrıca İngiltere futbolunda basın ve taraftar başarı için çok daha sabırlı. Orada çok başarılı olacağımı biliyorum.
* Söylediğin gibi hakkında hangisi hayırlı ise o olsun. Üç yıldız ve şampiyonluk hayırlı olsun.
- Teşekkür ederim..

 

- ÇOK ÖZEL -

 SORU 1
Roma maçı sonrası çıkan olaylar sırasında üzerine doğru saldırıda bulunan İtalyan özel görevlilerine ellerini havaya kaldırarak cevap verdin. o onda neler düşündün?

 SORU 2
Sezon boyu anılarda silinmeyecek bir başka olay ise Fenerbahçe maçında gördügünüz 4 kırmızı kart.. Ne diyeceksin?

 SORU 3
Şampiyonluk serüveni içinde unutulmayacak bir başka olay ise orta sahadan attığın goldü. Nasıl oldu anlatır mısın?

 SORU 4
Bir başka ilginç olay ise doğduğun kentin takımı Malatyaspor'a, Malatya'da kendi hemşerilerin önünde gol attın. Üstüne üstlük gol attıktan sonra da büyük bir sevinç yaşadın. Bu attığın gol doğduğun kentin takımını küme düşürebilirdi. Yani kardeşinin oynadığı, kendi memleketinin takımı Malatyaspor'u küme düşürmüş olacaktın..

 SORU 5
Konu açılmışken, kardeşin Mert için neler söyleyeceksin. Sık sık konuşuyor musunuz? Ona tecrübelerinden aktarıyor musun? Ne gibi öğütler veriyorsun?

 SORU 6
Sezon içinde yaşanan bir Jardel olayı vardı. Problemli bir transfer döneminden sonra Galatasaray'dan ayrıldı. Gittiği Sporting Lisbon'da bugün itibariyle 40 gol attı ve Avrupa'nın en çok gol atan futbolcusu. Ancak Türkiye'de hala golcü mü, değil mi tartışması yapılıyor. Sana göre Jardel nasıl bir golcüydü. Galatasaray'dan gitmesi kayıp mıydı?

 SORU 7
Mondragon başlı başına ayrı olarak değerlendirilmesi gereken bir konu sanırım. Taffarel gibi bir dev kaleciden sonra, Mondragon bir muamma idi ancak hırsı, sempatikliği, başarısı ve Galatasaray aşkı ile 40 yıllık Galatasaraylı gibi taraftarın gönlünde kısa sürede taht kurdu. Tafi ve Mondragon hangisi daha iyi?

 SORU 8
Zaman zaman alınan mağlubiyetlerden sonra elbette çok üzülüyorsun. Senin üzüntünün yansıması aile içinde nasıl oluyor.? Teselli anlamında saha olan ilgi artıyor mu?

 SORU 9
Gelelim şampiyonluğu garantilediğiniz Kocaelispor maçına. Cezalıydın ve bu maçta sahada yoktun. Ancak devre arasında soyunma odanızdaki motivasyon sırasındaki bağırmalar ve sesler koridorlara kadar yansıyordu. Senin sesinin yükseldi ve bir konuşma yaptın sonrada maçı kazandınız. Şampiyon oldunuz. Neler söyledin devre arasında?

 SORU 10
Son söz şampiyonlar liginde ve ligde başarının en büyük mimarları olan muhteşem Galatasaray taraftarı için neler söyleyeceksin. Sahada oynarken maçın heyecanı pek anlaşılmaz ama dışardan seyredenler için "Kalpleri durduracak" bir heyecan sözkonusu. Özellikle şampiyonlar liginde adrenalin daha da artıyor. Galatasaray taraftarı ile ilgili ilginç bir saptaman var mı?

41 Kişi On-line

44 AJANS

.